daire temizliği ve toplum
buJunmadığı yerlerde, İdilse bizzat kırsal topluluğa ,ıi^; Avrupa’nın geri kalanında ise, hiçbir yasal varlığı olma-fsfl köylü grubunun yalnızca şefi ya da şeflerinden biri tara-tifldan temsil edilmesi gerekiyordu. Gregoryen reformdan önce dendiği gibi bu mülkiyet hakkı, ya da daha geç ve daha mütevazı bir biçimde dendiği gibi bu “patronluk” hakkı,daire temizliği her şeyden önce, bölge papazını atama ya da belirleme gücüne dayanıyordu. Fakat senyörler, bu haktan yola çıkarak, bölge gelirlerinin en azmdan bir İnsmını kendi yararlarına alma hakları bulunduğu sonucunu da daire temizliği Bu, ilke olarak aynî ödenen ve istisnasız tüm gelirlerden alınan onda birbk vergiydi. Ama uygulamada, çok kısa bir süre içinde, hemen hemen yalnızca tanm ürünlerinden alınmaya başlandı. Senyör-lerin bu vergi gelirini tam olarak kendilerine mal etmeleri hiçbir zaman mümkün olmadı. Senyörlük rejiminin geç gelişmiş olması, İngiltere’yi bu süreçten hemen hemen tümüyle korumuştu. Kıtada bile, köy papazı genellikle, piskopos ise bazen bu verginin bir kısmını elde edebiliyordu. Ayrıca, Gregoryen reformdan doğan dinsel uyamş, önceden laiklerin eline geçmiş olan ondalık vergilerden çoğunu toplama hakkının, hızla, bâlâ çok büyük sayılardaki kiliselerle birlikte din adamlarına (yani uygulamada, birçok durumda, manastırlara) “iade” edilmesiyle sonuçlandı. Kökeni itibariyle ruhanî olan bu vergiye imksek düzeydeki dünyevî efendilerin el koymaları, ilk feodal dönemde, tebaalarından bir şey talep etme hakkını kendisin-çıkarabilecelderini ileri sürüyorlardı. Bu gelirlerden rastlantısal olanları yani bağışlar, ihmal edilemez olmakla birlikte, sonuçta hiçbir zaman çok yüksek miktara da çıkmıyordu. Üründen alınan ondalık vergi {dme) çok daha kârlıydı. Uzun bir süre tamamen ahlakî bir görev olarak bbul edildikten sonra. Frank devletinde ük Karolenj-1er, İngiltere’de de aym dönemde onları taklit eden Anglosakson krallar tarafindan tüm iman sahiplerinin ödemek zorunda oldukları bir vergi haline getirilmişti.
eğride kararsız geri dönüşler yaşayarak, senyörlük reji^jj^ kendisinin de daha geç kurulduğu İngiltere’ye geçmiştir layisıyla, demesne toprağının azalması demek, aynı zaıiiaru], zorunlu olarak angaryaların da kaldırılması ya da hafifletilme^ si demekti, Charlemagne döneminde haftanın birçok angarya zorunluluğu bulunan bir tasarruf hakkı sahibini, P|ıj lippe Auguste ya da Aziz Louis döneminde demesne tarlak rında ya da otlaklarında artık yalnızca yıbn birkaç günü çalj. şırken görmekteyiz. Yeni “vergilerin” gelişimi, yalnızca ülke, den ülkeye emir verme hakkımn faridı düzeylerde elde edi. miş olmasıyla orantılı değildi. Aynı zamanda, senyörün kişisi olarak işlettiği topraklarım terk etmesiyle de doğrudan ilişki-liydi. Daha fazla zaman ve daha fazla toprak elde eden köylü, daha fazla ödeme yapabiliyordu. Ve efendi, bir tarafta kaybettiğini doğal olarak öteki tarafta telafi etmenin yollarını arıyordu: Rezerv topraklardan elde edilen buğday çuvallanndm yoksun kalan Fransa’daki senyörün değirmeni, eğer bm tekeline sahip olmasaydı, değirmen taşını durdurmak zorunda kalmayacak mıydı? Bununla birlikte, tebaalarmdan bütün biı yıl bo}aınca işçi grupları gibi çalışmalarım talep etmekten vazgeçen, onları sonunda, elbette ağır vergi yükümlülüklen bulunan ama ekonomik olarak özerk üreticilere dönüştüren, kendisini gerçek bir toprak rantiyesi haline getiren senyör, bu evrimin eksiksiz tamamlandığı yerlerde, insanlar üzerinde egemenlik kurmasım sağlayan bağın biraz gevşemesine kaçınJ-maz olarak izin veriyordu. Sonuçta, fief tarihi gibi, kırsal alanda tasarruf hakkı verilen toprağın tarihi de, hizmet üzerine kumlu bir toplumsal yapıdan toprak ranti sistemine geçişm tarihiydi.
